Nordik Model: Nötralitizmin Çöküşü ve Kuzey’in NATO ile İlişkileri


Tüm dünyada refah, yüksek mutluluk oranı, eşitlik gibi kavramların ilk akla geldiği İskandinav (Nordic) bölgesi, bugün insanların gerek turistik gerekse yerleşim amaçlı tercih ettiği ülkeleri oluşturmaktadır.

Bahsedilen ülkeler Danimarka, İzlanda, İsveç, Norveç ve Finlandiya’yı kapsarken, bunlardan İsveç, Noveç ve Danimarka Krallık ile yönetilmektedir. Finlandiya ve İzlanda ise Cumhuriyet ile varlıklarını sürdürmektedirler. Birleştikleri nokta bu anlamda Nordik Model işleyişini benimsemiş olmalarıdır.

Nordik Model Neyi İfade Eder ?

Nordik Model öncelikle bir dış politika modelidir.Soğuk Savaş döneminde Komünizm ve Sosyalizme karşın üçüncü yol olarak üstün ve evrensel model hedefli olarak uygulamalarına başlamıştır. Kuzey ülkelerinin ortak dış politika tutumunu ifade ederken, modelin ana ülkesini de İsveç temsil etmektedir.

Öyleki model bazen İsveç Modeli olarak literatürde karşımıza çıkmaktadır. Modelin temel bileşenlerini tarafsızlık (neutralitet), barış (fred), üçüncü dünya ülkeleri ile dayanışma (solidaritet), sığınmmacılar ve göçmenlere kapıların açık tutulması ve çevrecilik oluşturmaktadır.

Klasik Nötralite’den Post Nötralite’ye Doğru

1990’lı yıllara kadar varlığını sürdüren model, Sovyetlerin çöküşü ile nötralite anlayışını daraltarak politika uygulamalarına yön vermiştir. Nötralite kelime anlamı ile tarafsızlığı ifade etmektedir. Söz konusu nötralite elli yıl süreyle iki farklı ideolojik bölünmeye ve askeri paktlaşmaya dayanan temel dış politika modellerinin dışında kalan, gelişmekte olan ülkelerle ve bağlantısızlarla dayanışmayla tanımlanan, dış politikada 3.Yol olma iddası olarak tanımlanmaktadır.

Kavram bölge ülkeleri açısından farklı değerlendirilir. Örneğin nötralite İsveç için ”politik kimliğin bir parçası” ve ”kültürel” değere sahip bir kavram iken, Finlandiya için bu kavram ”yaşama stratejisi” olarak değerlendirilmektedir. Yani aslında Finlandiya nötraliteyi ”koşulların dayatmış olduğu en elverişli dış politika aracı” olarak benimsemiştir. Bu anlamda Nordik modelin temelindeki bazı yapı taşları ortak politika anlayışı anlamının dışına çıkmış ve ülkeler bölgeler arası yapılanmalara dahil olmaya başlamışlardır.

Örneğin Danimarka(1973), İsveç ve Finlandiya(1995)’nın AB üyelikleri gerçekleşirken, Norveç bugün AB üyesi olmayı tercih etmemiştir. İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği, varolan nötralite politikasında yaşanılabilecek güvenlik kaybı kaygısı göz önünde bulundurularak Sovyetlerin çöküşü sonrası gerçekleşmiştir. Fakat AB üyeliği ayrıca olası saldırı durumlarında üye ülkelerin nötral oluşunu da etkileyeceği için politika artık algı değişimine uğramış ve içeriği daraltılarak post-nötral olarak işleyişine devam etmiştir.

NATO ile İlişkiler ve ”Trident Juncture”

NATO’nun kurucu üyeleri arasında yer alan Danimarka ve Norveç topraklarında NATO ile ilişkili olsa bile, yabacı askeri üslere ve silahların konuşlandırılmasına, Finlandiya üzerindeki Sovyet baskısı gözetilerek izin verilmemiştir. Özellikle Sosyalist sistemin çöküşü bölge ülkelerini  ABD ve NATO ile yakınlaşmaya itmiştir.

1994 tarihli ’Barış için NATO Ortaklığı’ Finlandiya ve İsveç için bu anlamda atılmış adımlardandır. Yine 1997 yılında İsveç Avrupa-Atlantik Ortaklık Konseyi üyesi olmuş ve Atlantik ötesi yakınlaşmayı kurumsallaştırmıştır. Aynı dönemde  İsveç NATO’nun önderlik ettiği birçok askeri operasyona aktif destek vermiştir.

Anders Fogh Rasmussen NATO ile olan bu birlikteliği askeri yeteneklerin ve kuvvetlerin birlikte çalışma yeteneklerini daha da güçlendirmek olarak değerlendirmektedir. İsveç, NATO komutasındaki Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü (ISAF) bünyesinde yaklaşık 29 askeri ile destek vermektedir.

Yine İsveç kuvvetleri eski Yugoslavya’da barışı sağlamada önemli rol oynamıştır.Özellikle Kosova ve Bosna-Hersek bunlardan ikisidir.Libya’da da Kaddafi güçlerine karşı Libya halkını koruma amacıyla gerçekleştirilen operasyonlar NATO-İsveç ortaklı için önemli örneklerdendir. Düzenli olarak NATO tatbikatlarına katılan İsveç, NATO tarafından NATO’nun en faal ve etkin partnerlerinden birisi olarak tanımlanmaktadır.

Finlandiya ise Sovyet tehdidin dağılması ile mevcut dönemde bir NATO üyeliğinin gerekli olmadığını ifade etmektedir. Fakat yine de bahsedilen organizasyonlarla işbirliğini artırarak sürdürmektedir. Bunun nedeninde aslında Rusya’nın ileriye dönük tehdit oluşturması yatmaktadır. Özellikle Kırım’ın işgali İskandinav ülkelerinde bir paniğin oluşmasını beraberinde getimiştir.

Bu yüzden NATO üyesi olmayanlar daha çok savunma bütçelerini artırma ve gerekli önlemler alma yolunu izlemiştir. Somutlaştırmak adına İsveç’in Gotland’daki askeri eğitimlere başlaması gösterilebilir. Bunları dışında İsveç üye olmsa da NATO ile yakın bir zamanda ”Ev Sahibi Ülke Desteği Anlaşması”(host-nation support agreement) imzaladı. Anlaşma kapsamı gereği gerek duyulduğu taktirde Atlantik Ittifakı adaya askeri destek gönderebilecek.

Trident Juncture 18

NATO’nun kurucu üyelerinden olan Norveç, 2014 NATO Zirvesi’nde bahsi geçen tatbikata ev sahipliği yapacağını taahhüt etmişti. Tatbikat NATO’nun Sğuk Savaş sonrası en büyük tatbikatı olarak değerlendirilmektedir. Tatbikat 29 müttefik ile beraber İsveç ve Finlandiya’nın da ortaklığıyla 25 Ekim-7 Kasım (2018) arasında gerçekleşti. Tatbikata 50 bin asker, 250 uçak gemisi,65 gemi ve 10 bin araç katılım sağladı.

NATO’nun Napoli Müşterek Kuvvet Komutanlığı Komutanı Oramiral James Foggo tarafından yürütülen tatbikat, Finlandiya ve İsveç’in de hava sahaları kullanılarak icra edilmiştir. Deniz alanı olarak Atlantik ve Baltık Denizi kullanılmıştır. Norveç’in bu tatbikattaki hedefi İttifak’ın Kuzey’deki zorlukların anlaşılmasını artırmak ve Norveç’in toplu olarak savunma yeteneğinin güçlenmesine yönelikti. Bu sayede müttefik ülkelerden gelen kuvvetler de pratik yapmış olacaklardı.

Son olarak eklenmesi gereken ise tatbikata USS Harry S.Truman Amerikan uçak gemisi de katılmış ve ABD Kuzey’de güç gösterilerini bu şekilde sürdürmüştür. Rusya ise bu durumu yakından takip etmiştir. Öyle ki Rus Dışişleri Bakanlığı tatbikatı ”Açıkça Rus karşıtı bir tatbikat” olarak değerlendirmiştir.

Tatbikatlar sürerken Rusya ise bölgedeki güç gösterileri karşısında manevralar ve roket testleri ile durumdan olan rahatsızlığını göstermiştir. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ise durumu yakından takip ettiklerini dile getirerek çekişmenin tehlike arz edecek boyutlara ulaşmaması için sinyaller vermiştir.

Sonuç Olarak;

Anlaşılacağı üzere hakimiyet kurmak için coğrafya ayırt etmeyen süper güçler şansını birazda Kuzey’de denemiş isteyecek olmalılar ki uzun seneler ardından güç gösterilerini Rusya’ya yakın bir bölgede oynama girişiminde bulundular. Rusya bugün Kuzey’de böyle bir yapılanma istemezken, bazı faaliyet ve uygulamalarıyla gerek Batı’ya gerekse bölge ülkelerine açık sinyaller vermektedir.

Gamze KOLİVAR

Kaynaklar

Previous Çin İstihbarat Servisi: MSS
Next Afrika Ekseninde Çin ve ABD Karşılaşması

No Comment

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir